.::  Anasayfa
 .::  Hakkımızda
 .::  Hizmetlerimiz
 .::  İkinci El Satış
 .::  Ses Dünyası
 .::  Kroki
 .::  İletişim
 
Bir insanın ilk kez bir diğreine “Ne dedin?” diye sorması ile sesin kuvvetlendirilmesine duyulan ihtiyaç belirlenmiş oldu.Bu konuda ki ilk uygulama antik Yunan tiyatrosunda kullanılan megafondur.
Modern elektro-akustik'in doğuşu ise 1876 yılında Alexandre Graham BELL ve Thomas WATSON'un telefonu icat etmesinden bu yana hoparlörün gelişimi diğer ses sistemlerinin arasında makalelere en çok konu olan olanıdır.
Birbirlerinden çok farklı çalışma sistemlerine sahip olmakla beraber günümüz hoparlörlerinin tümünde birer diyafram bulunmaktadır.Bu diyaframlar koni,düz bir yüzey veya piston gibi çok değişik şekillerde olabilir.
Diyafram bir bütün olarak aralıksız çalıştığı zaman,sabit bir pistonu anımsatır.Dairesel sabit bir pistonun özellikleri Lord RALEIGH'in 1878 yılında yayınladığı “ses teorisi” isimli çalışmasında açıklanmıştır.Sesin kaydı ve yeniden canlandırılması (play-back) RALEIGH ve arkadaşlarının çalışması ile mümkün olmuştur.Bu araştırıcılardan biride “Empedans”terimini literatürümüze katan HEAWSIDE'dır.
HOPARLÖRÜN EMEKLEME DÖNEMLERİ

İlk hoparlörün pek çoğu hareketli demir sistemine dayanmaktaydı.Sesin yeniden üretimi esnasında ses kamışı (reed) rezonansı,bas eksikliği ve tek taraflı işleyen kamışın lineer olmamasından doğan ses bozulmaları olmaktaydı.Ernst WERMER'in buluşu olan ilk hareketli bobin 14 Aralık 1877 tarihinde Siemens adına tescil edildi.Daha sonra Oliver LODGE geliştirdiği hareketli bobine sahip hoparlörün patentini kendi adına tescil ettirdi ancak o günlerde bu hareketli bobinleri çalıştıracak enerji bulunamadığından değerlendirilemedi.
Commercial Wireless and development Company firmasında (Magnavox Company) Peter JENSEN ve Edwin PRIDHAM 1913 yılının Ocak ayında “Radyo Hoparlörü” adını verdikleri buluşlarınn patentini tescil ettirmişlerdir.Bu hareketli bir bobin tarafından sürülen borulu pikap hoparlördü.Böylece ilk defa ses ve müzik uzak sayılabilecek mesafelerden duyulabilir hale gelmiş oluyordu.

Devamını okumak için tıklayın...